Serik Mutlu Son Hizmetleri Belgin
Serik Mutlu Son
Sarı saçlı çocuk, kayadan indi, lagüne doğru yöneldi. Okul
üniformasının ceketini çıkarmıştı. Elinde tuttuğu ceketin ucu
yerlerde sürünüyordu. Ter içindeydi; kurşuni gömleği
gövdesine, saçları alnına yapışmıştı. Yırtıcı ormanda oluşturulan
uzun yaranın izi sıcakta buğulanıyordu sanki. Sürüngen
bitkilerle kırılmış ağaç gövdeleri içinde ağır ağır
tırmanırken, bir kuş –kırmızılı sarılı hayalimsi bir kuş–
cadılar şeklinde bir çığlık atıp, semane doğru ışıl ışıl süzüldü.
Başka bir ses yankıladı bu çığlığı.
“Hey!” dedi ses,
“bekle bir dakika.”
Serik Mutlu Son
vahşi ormanda oluşturulan yaranın kenarındaki bitkiler sarsıldı,
bir yığın yağmur damlası pıtır pıtır yere döküldü.
Sarı saçlı çocuk durdu, farkına varmadan çoraplarını dizlerine
doğru çekti. Bu hareketle birlikte, bir an için, bir İngiliz
kasabasına döndü vahşi orman.
Ses gene konuştu:
“Bu sürüngen bitkiler yüzünden kıpırdayamıyorum
neredeyse.”
mevzuşan, geri geri yürüyerek bitkilerin arasından sıyrıldı.
Küçük dallar, kirli rüzgâr ceketini tırmıklıyordu. Çalılara
takılan çıplak tombul dizlerine dikenler batmıştı. Eğilip,
dikenleri dikkatle çıkardıktan sonrasında döndü. Sarı saçlı çocuktan
daha kısa boylu ve çok şişmandı. Ayaklarını güvenilir yerlere
basa basa ilerledi. Başını kaldırdı, kalınca camlı gözlüğüyle
sarı saçlı çocuğa baktı:
“Megafonlu adam nerede?”
sarı saçlı çocuk başını salladı:
“Burası bir ada. şu demek oluyor ki bir ada bulunduğunu sanıyorum.
Denizdeki şu kayalıklar bir resiftir. Bir ihtimal hiç büyük yoktur
buralarda.”
Şişman çocuk şaşar benzer biçimde oldu:
“Pilot vardı. Ama yolcuların bölümünde oturmuyordu.
Öndeki küçük bölmedeydi.”
sarı saçlı çocuk, gözlerini kısmış, denizdeki kayalığa
bakıyordu.
Şişman çocuk,
“Bir yığın başka çocuk vardı” dedi. “Bazıları
çıkabilmiştir uçaktan. Çıkabilmiştir, değil mi?”
sarışın çocuk, elinden geldiği kadar kayıtsız bir halle denize
doğru yürümeye başladı. Hem aldırmıyormuş gibiydi, bununla beraber
umursamadığını açığa vurmak istemiyordu. Şişman çocuk,
onun arkasından gitti çabuk çabuk:
“Burada hiç büyük yok mu?”
“Yok, bana kalırsa.”
sarışın çocuk, bunu ağırbaşlı bir halle söylemişti. Ama
böylesine istediği bir durumun gerçekleşmesinden duyduğu
luğu tutamadı. Udönemin bıraktığı izin ortasında, başının
üstünde amuda kalktı. Tepetaklak sırıttı şişman çocuğa:
“Büyükler yok!”
Şişman çocuk, bir saniye düşündü:
“Ya pilot?”
Son yorumlar